Latifoğlu Development

Tarihi Yerler

1 Gazi Mağusa Surları

Meşhur Gazimağusa Surları Lüzinyan Döneminde (1192-1489) yapılmıştır. 1489 yılında Lüzinyan hâkimiyeti sona erip, ada yönetimi Venediklilere geçmiştir. Osmanlı İmparatorluğunun, bir gün Kıbrıs’a da geleceğini anlayan Venedikliler, yüksek ve ince yapıya sahip olan surları yenileyip güçlendirmeye karar alırlar. Özellikle bu iş için, 1550’li yıllarda Venedik’ten getirilen kaptan Nikolao Foskanini ve mühendis Giovanni Girolamo tarafından şehir surları yeniden elden geçirilir.1562 yılında güçlendirme işleri bittikten sonra, surların toplam uzunluğu 3 km, yüksekliği ise, yer-yer 15 – 18 metreye kadar yükselir. Surlar hakiki kaleye dönüştürülür.

2 Lala Mustafa Paşa Camisi – St. Nicola’s Katedrali

1298 – 1312 yılları arasında St. Nicolas Katedrali adıyla yapılmıştır. Mimari ve tasarımcısı Piskopos Baldwin Lambert gösterilmektedir. Yapımına işaret eden I/IX/1311 tarihi, güney duvarında kayıtlıdır. Yapıldığı dönemde Lüzinyan kralları Kıbrıs krallık tacını ilkin Lefkoşa’daki St. Sophia Katedrali’nde giydikten sonra, bu katedralde de Kudüs ile Ermenistan krallık tacını giyerlerdi. Cami hariminin kuzeydoğu duvarındaki mezar 1365 yılında zatürreden ölen Piskopos Itier de Nabinaux’a aittir.

Osmanlı’nın Mağusa kuşatması sırasında top atışlarıyla hayli zarar gördüğünden, kentin ele geçirildiği 1 Ağustos 1571 tarihinden sonra Sinan Paşa’nın emriyle, mihrap ve minber eklenerek camiye çevrilmiş ve Lala Mustafa Paşa’nın 17 Ağustos 1571 Cuma günü II. Sultan Selim’in adına burada okuttuğu hutbeyle ibadete açılmıştır. Caminin kuzey batı köşesindeki minare, II. Selim’in 1 Mayıs 1572 tarihli buyruğuyla yapılmıştır. Yıldırım isabetiyle tehlike arz ettiğinden 1930 yılında orijinal çan kulesine kadar yıkılarak yerine şimdiki 110 veya 115 ayak yüksekliğindeki minare yapılmıştır.

3 Salamis Harabeleri

Salamis antik kenti, Magosa’nın 6 km kuzeyinde, Kanlıdere (Pedios) nehrinin kıyısında yer almaktadır. Bronz Çağı sonlarında kurulan Salamis kentinin kuruluş efsanesine göre kurucusu Teukros’tur. Atina yakınlarındaki Salamis adasının kralı Telamon’un oğlu olan Teukros Troia savaşı sırasında kardeşi Aiax’ın intiharını engelleyemediği için babası tarafından memleketinden kovulur ve buraya gelerek kenti kurar.

4 Girne Kalesi ve Limanı

Girne kasabasının tarihi M.Ö. 10. Yüzyıla dayanır. Ege bölgesinden gelen küçük toplulukların ilk yerleşim merkezi olan Girne, Kıbrıs’ın eski çağlardaki 10 Kırallığından birinin merkezi olarak Kıbrıs’a hakim olan çeşitli medeniyetlerin izlerini taşıyan tarihi bir kenttir. Bİzanslılar tarafından savunmaya müsait bir şekile getirilen Girne’nin eski liman bölgesi , Kale ve çevresini yeniden inşa eden Lüzinyanlar ve Venedikliler tarafından geliştirilmiştir. Osmanlılar döneminde önemsiz bir liman olarak kalan Girne, İngilizler tarafından bir liman ve sayfiye kasabası olarak yenİden düzenlenmİştİr. Gİrne kasabası İngiliz İmparatorluğu döneminde Sömürgeler arasında seyahat eden asker ve ailelerinin, güzel ve romantik atmosferi nedeniyle, durak ve tatil yeri olmuştur. Bugün de ayni karakteri taşıyan Girne kasabası, dinlendirici bir tatil için Akdenizin en ideal ve ender yerlerinden biridir. Eski yapıların muhafaza edildiği at nalı şeklindeki limanını çevreleyen Restorant, Bar ve Küçük Hoteller turistlere eşsiz bir atmosfer içinde hizmet eder. Tarihi yerler bakımından da Girne Bölgesi ziyaretçilerine iyi bİr seçim vaadeder. Tarihi Liman, Girne Kalesi, Batık Gemi Müzesi, St. Hilarion Kalesi, Balabayıs Manastırı ve Folklör Müzesi görülmeğe değer tarihi yerlerden bazılarıdır.

5 Karpaz – Altın Kumsal

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Karpaz yarımadasında yer alan 12 km uzunluğundaki kumsala verilen isimdir. Akdenizde yaşayan Caretta Caretta kaplumbağalarının en önemli üreme alanlarından birisidir. Turistler tarafından sıklıkla ziyaret edilir.

6 Bellapais Manastırı

Girne’de bulunan Bellapais Manastırı 1158 ve 1205 yılları arasında inşa edilmiş. Kuzey sahillerinin tümüne hükmedebilen görüşü ve güzel dağ manzarası ile Kıbrıs’ta gotik mimarî tarzının görülmesi gereken en önemli yer ve eserlerinden biridir. Manastır’da bugün konser salonu olarak kullanılan bir de salon mevcuttur.
 Beşparmak dağlarının eteğinde bir kayalık üzerinde kurulmuş olan manastırın bugünkü adı Franızca  “Abbaye de la Paix” den (Barış Manastırı) türemiştir. Manastır, Gotik sanatın bir şaheseri ve Yakın Doğu’daki en güzel örneği olarak bilinmektedir. Bellapais’in ilk sakinlerinin Selahaddin Eyyubi 1187 yıında Kudus’ü ele geçirdiği zaman Kıbıs’a göç eden Augustinian mezhebi rahipleri olduğu bilinmektedir. İlk manastır binanın yapımı (1198 – 1205) yılları arasında olmuştur. Günümüzde ayakta kalan yapının büyük bir kısmını Fransa Kralı III. Hugh (1267 -1284 )inşa ettirmiştir. Manastırın ortasındaki avlunun dört yanını çeviren revakalar ve yemekhane Kral IV. Hugh döneminde (1324 – 1359) yapılmıştır. Ada Osmanlıların eline geçtikten sonra bina Yunan Ortodoks Kilisesi’ne verilmiştir.

7 St. Hilarion Kalesi

Bu kale, kuzey kıyıdan gelmesi muhtemel Arap saldırılarına karşı Beşparmak Dağları üzerinde kurulan üç kaleden en batıda yer alanıdır. Aynı amaçla inşa edilmiş olan Girne Kalesi ile adanın kuzey bölümü emniyet altına alınmak istenmiştir. Deniz seviyesinden 700 metre yüksekte oldukça sarp iki tepe üzerinde yer alan kaleye 10.yy’da bir manastır ve kilise de eklenmiştir. Kale bugünkü ismini Kudüs’ün Araplar tarafından zaptından sonra Kıbrıs’a göç eden ve ömrünün son yıllarını burada ibadetle geçiren bir azizden almıştır. İnşa tarihi konusunda kesin bir bilgi bulunmamakla birlikte kalenin adına ilk kez 1191’li yıllardaki kayıtlarda rastlanır. Bir dönem canlı ve stratejik bir önemi olmasına rağmen, daha sonraları Lüzinyan soylularının yazlık ve dinlenme yeri işlevini görmüştür. Özellikle ateşli silahların icadı ve kıyı şeritlerinin savunmasının önem kazanması ile birlikte, Kantara ve Buffavento kaleleri gibi önemini ve işlevini yitirmiştir.

8 Buffavento Kalesi

Beşparmak Sıradağları üzerindeki üç kaleden biri olan Buffavento kalesi, Girne’nin doğusunda, Çatalköy sırtlarında yer almaktadır. Denizden 950 metre yüksekte kurulmuş olan bu kale bu nedenle Kıbrıs’ın en yüksekte kurulmuş kalesi ünvanına sahiptir. Gerek yüksekliği gerekse kurulduğu alanın oldukça sarp olması nedeni ile aynı savunma hattının parçası olan diğer kalelere nazaran ulaşılması en zor olanıdır. Kale çok rüzgarlı bir tepeye kurulduğu için “rüzgardan korkmayan” anlamına gelen “Bufavento” adını almıştır. Kalenin tam yapım tarihi bilinmemekle birlikte, Aslan Yürekli Richard Kıbrıs’ı ele geçirdiği zaman bahsi geçmektedir. Bununla birlikte Girne Kalesi ve dağlarda kurulmuş olan diğer iki kale ile çağdaş olması beklenir. Lüzinyanların döneminde (1192 – 1489) kale hapishane olarak kullanılmıştır; adı da “Aslan Şatosu” olarak geçmektedir. Venedik döneminde, adanın savunması için kıyı şehrindeki kaleler önem kazandığından, Buffavento kalesi ihmal edilmiştir.

9 Apostolos Andreas Manastırı-Zafer Burnu

Karpaz Yarımadasının Apostolos Andreas ya da Zafer Burnu olarak bilinen en doğu ucunda yer alan bu manastır hem Rumlar hem de Türkler tarafından kutsal bir yer olarak oldukça değer görmektedir. Mucizeler Yaratıcısı, Rüzgarların Hakimi ve Yolcuların Koruyucusu vasıflarını taşıyan Apostolos Andreas’a (St. Andrew) adanmış olan manastırda yer alan kilise, görkemli mimarisinin yanı sıra göz alıcı avizeleri ve ikonları ile mekanın mistisizmini arttırmaktadır. Manastırın ziyaretçileri için burada gerçekleştirilen ayinler dışında bir diğer önemli imkan ise adakta bulunabilmeleridir. Sadece ortodoks ziyaretçiler değil Apostolos Andreas’ın gücüne inanan hemen hemen herkes giriş kapısının yanında bulunan adak yerine birer mum dikerek dilekte bulunur. St. Andrew’in, Hz. İsa tartafından papazlığa çağrılan ilk kişi olmasından dolayı dini ünvanı “ilk çağrılan” anlamında “O Protoklitos” olmuştur. Hristiyan inanışına göre St. Andrew bir gözü kör bir kaptanın kullanmakta olduğu bir tekne ile bir ziyaret dönüşünde burada kıyıya çıkmış, kayaya vurarak şifalı bir suyun kaynak bulmasını sağlamış ve kaptanın görmeyen bir gözünü iyileştirmiştir. Şu anda modern kilisenin altında içme suyu bulunan kuyuların bulunduğu küçük odanın 15. yüzyıldan kalma bir şapel olduğu düşünülmektedir.

10 Kantara Kalesi

Girne Dağları üzerindeki üç kaleden en doğuda yer alanı olan Kantara Kalesi yaklaşık 700 metre yükseklikteki kurulmuştur. Kuzey kıyıyı, Mesarya ovasını ve Karpaz yarımadasına girişi kontrol edebilecek konumu nedeni ile stratejik bir kaledir. St. Hilarion ve Buffavento kaleleri gibi Arap akınlarının sonrasında Bizanslılar tarafından inşa edildiği tahmin edilmekle birlikte yazılı kaynaklarda ilk kez Aslan Yürekli Richard’ın Kıbrıs’ı ele geçirdiği 1191 yılında bahsi geçmektedir. Kalenin adı en çok Lüzinyan ve Venedik devirlerinde duyulmaktadır. Bu devirlerde bir çok savaşa sahne olmuştur. Kale, Cenevizlilerin 1373’te Lefkoşa ve Mağusa’yı işgal etmelerine rağmen, Kral I.Peter taraftarlarının elinde kalmıştır. Kıbrıs Kralı I. Peter’in kardeşi Prens John’un, Cenevizlilerin elinde tutsak iken kaçarak kaleye sığındığı bilinir. Kale 1391 yılında, Kral James tarafından surlarla çevrilir. Venediklilerin adayı ele geçirmesinden sonra, denizden uzak diğer kaleler gibi bu kale de askerden arındırılarak eski önemini yitirir. Kalede savunma yeri, asker odaları, su sarnıcı, tonozlu odalar, işaret kulesi gibi bölümler bulunmaktadır.

Sizi Arayalım

Adınızı ve telefon numaranızı bize iletin, satış yetkililerimiz size en kısa sürede ulaşsınlar!

[contact-form-7 id="36" html_class="flex-row mx-auto d-flex justify-content-center"]